Bilgelik Hikayeleri; “Gül Yaprağı”


Bilgelik Hikayeleri; “Gül Yaprağı”

Eski zamanlarda bir gün bir felsefe okulu, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu.

Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

Günün birinde okula bir yabancı geldi. Yabancı, kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak veya zil bulunmuyordu.

Bir müddet sonra kapı açıldı. Kapıyı açan kişi, kapıda duran yabancıya baktı. Küçük bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, okula girmek ve burada kalmak istiyordu. Kapıyı açan kişi bir süreliğine kayboldu. Sonra elinde ağzına kadar su ile dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz anlamına geliyordu.

Yabancı, okulun bahçesine döndü. Aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.

Kapıyı açan kişi saygıyla eğildi ve yabancıyı içeri kabul etti.

Okulda suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman bir yer vardı.

Bilgelik Hikayeleri

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir