Büyük Ayı ile Minik Fare


Büyük Ayı ile Minik Fare

Büyük Ayı ve Minik Fare

Eski zamanlarda ormanın içinde iriliği ile ünlü bir ayı yaşarmış. Herkes ondan çok korkarmış. Ayının adına iriliği yüzünden Büyük Ayı derlermiş. Büyük Ayı koskocaman ininde yaşar, hiç dışarı çıkmazmış. Çıktığı zaman da tüm hayvanlar ondan saklanırlarmış. Büyük Ayı bazen güçlü olduğu için seviniyormuş. Ama bazen de bu kadar yalnız olduğu için çok üzülüyormuş. Hiç arkadaşı yokmuş, çünkü tüm hayvanlar ondan kaçıyormuş.

Bir gün Büyük Ayı ininde kış uykusundaymış. Kışın yemek bulamayan Minik Fare ayının çok yiyeceği olduğunu düşünmüş. Acaba içeri girsem Büyük Ayı bana yemeklerinden verir mi, diye düşünmüş. Büyük Ayı uyurken Minik Fare sessizce inden içeri girivermiş.

 Zavallı Büyük Ayıcık horul horul uyuyormuş. Minik Fare isterse yiyeceklerden alabileceğini biliyormuş çünkü Büyük Ayının uykusu çok derinmiş. Ama başkasının bir şeyini gizlice almak çok yanlış olur, diye düşünmüş. Onu uyandırmak için midesine sıçramış. Ne kadar sıçrasa boş! Büyük Ayı bir türlü uyanmıyormuş. Sonunda burnuna bir dal kuru yaprak sürtmüş. Büyük Ayı öyle bir hapşırmış ki, tüm in oynamış:

– Ha-ha-lıa-ha-happşşşşuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu ……….

Minık Fare korkudan duvara sıçramış ama sonunda ayıyı uyandırmayı da başardığı için sevinmiş. Ayı gözlerıni açmış ve fareyi görmüş. Çok korkan Büyük Ayı:

“Anne. Bir fare bu,” diye bağırmış. Duvarın dibine kaçarak kısılmış.

Minik Fare gülmüş:

– Sen koskocamansın. Minicik bir fareden mi korkuyorsun? Ben sana zarar veremem ki!..

Büyük Ayı silkinerek kendine gelmiş:

– Hayatımda ilk defa bir şeyden korkuyorum. Ben hiçbir şeyden korkmam, demiş övünerek.

– Tüm ormandaki hayvanlar senden korkuyor. Sen ise benden korkuyorsun, demiş Minik Fare. Birden bunu çok komik bulmaya başlamış. Kendi kendine gülümserken,

Büyük Ayı:

– Hımmm… Olabilir. Ama ben onların benden korkmasını istemedim ki… Ben çok yalnızım… Çok yalnız… diyerek ağlamaya başlamış. Ardından:

– Benim hiç arkadaşım yok, diye devam etmiş. Sonra bir umutla Minik F are’ye bakmış:

– Heyy! Sen benden korkmuyorsun! Sen neden benden korkmuyorsun? İnime nasıl girebildim?

– Ben senden korkmuyorum. Çünkü büyük olman beni yemeni gerektirmez. İstersen dallardan bir sürü meyve toplayabilirsin. Bulduklarını saklayarak kışın yersin. Hem de yiyecek bulamayan, aç kalan başka hayvanlarla paylaşabilirsin. Böylece onlar da beslenir, diye fikir vermiş Minik Fare.

– Evet, yapabilirdim… Ama kimse benle konuşmadı şimdiye kadar! Ben çok yalnızım!.. diyen Büyük Ayı yine ağlamaya başlamış. Minik Fare onu teselli etmiş:

– Ağlama Büyük Ayıcık! Bundan sonra ben senin arkadaşınım. Onlar seni tanımadan senden korkuyor. Senle hiç konuşmadılar ki! Oysa her canlıya sevgiyle yaklaşmalıyız. Tanımadan, bilmeden ondan kaçmamalıyız. Bu minik hayvanlar için de böyle. Çoğu onları yararsız görür. Küçümser. Oysa doğada her canlının bir yeri vardır. Dengenin bozulmaması için hepsinin bir görevi vardır. Beni de çoğu hayvan gereksiz buluyor. Senden kaçtıkları gibi beni de küçük görüyor, benden uzaklaşıyorlar.

– Üzüldüm, diye kafasını eğmiş Büyük Ayı.

– Sen de haklısın. Ben de senden ilk başta korkmuştum. Özür dilerim Minik Farecik.

Böyle diyerek parmağının ucuyla Minik Fare’nin kafasını Okşamış.

– Artık benim en iyi arkadaşımsın Minik Farecik. Diğer hayvanlara da bu sevginin, dostluğun gücünü göstermeli, onlara örnek olmalıyız.

Benim bir fikrim var, demiş Minik Fare. Yarın birlikte tüm ormanı gezelim. Aç olan hayvanlara indeki yiyeceklerden verelim. Bizi görenler dostluğun ve yardımseverliğin değerini anlasınlar.

Ertesi gün Minik Fare ve Büyük Ayı yola çıkmışlar. Minik Fare Büyük Ayı’nın başında oturuyormuş. Onları bu halde gören ilk Tilki olmuş:

– Aman yüce orman adına! Minik Fare orada ne yapıyorsun sen? Büyük Ayı’dan korkmuyor musun? diye bağırmış Minik Fare’ye.

– Büyük Ayı benim dostum. Çok iyi bir hayvan, demiş Minik Fare.

– Evet, ben onun ve tüm hayvanların dostuyum, diyerek Büyük Ayı da söze katılmış. Yiyeceğe ihtiyacın var mı Tilki Kardeş?

– E-e-evet… Sen bana yiyecek mi veriyorsun? diye şaşırmış Tilki.

– Evet, daha önce hiç benle konuşmamıştın ki, demiş Büyük Ayı. Tüm ormana yardım etmeye gidiyoruz.

Böyle diyerek sırtındaki çuvaldan biraz kurutulmuş meyve çıkarmış ve Tilkinin yuvasnın yanına koymuş. Sonra da:

– Hoşçakal Tilki Kardeş, demiş.

– Sevgiyle kal, diye seslenmiş Minik Fare.

Böylece kahramanlarımız Minik Fare ve Büyük Ayı oradan uzaklaşarak yollarına devam etmişler.

İki can dost tüm ormanı gezerek aç olan hayvanlara yiyecek dağıtmışlar. Sonunda tüm orman Büyük Ayı ve Minik Fare’nin dostluğunu ve yardımseverliğini konuşmaya başlamış. Bu dostluk tüm hayvanlara güzel bir ders olmuş. Bundan sonra yaz geldiğinde hayvanlar fazla yiyeceklerini Büyük Ayı’nın inine getirmeye başlamışlar. Kışın gerektiğinde oradan alacaklarmış. Artık Büyük Ayı’nın da bir sürü arkadaşı olmuş.

Mutlu orman canlıları dostluk ve kardeşlikle sonsuza dek yaşamışlar…

Eda Keskin

Bir Cevap Yazın