Çam Ağacı ile Pembe Petunya Masalı

Çam Ağacı ile Pembe Petunya Masalı Masal Oku; Büyük Çınar Ağacı ve Pembe Petunya aynı ormanda yaşıyordu. Büyük Çınar Ağacı çok kibirliydi kendini ormanın en büyük ağacı olarak görür kimseleri düşünmezdi. Kendinden başka kimseyi sevmezdi. Pembe Petunya çınarın yanında yaşıyordu.…

Evde Kal

Evde Kal Şu günlerde tüm dünyanın mücadele ettiği Koronavirüs hastalığı (COVID-19) yeni bir virüsten kaynaklanan tehlikeli ve dünya genelinde ölümlere sebep olan bulaşıcı bir hastalıktır. Bu hastalık ülkemizde de yayılmaya ve ölümlere sebep olmaya başladı. Bu sebeple devletimiz pek çok…

Anadolu Efsaneleri; “Munzur Baba Efsanesi”

Anadolu Efsaneleri; “Munzur Baba Efsanesi” Zamanın birinde bir pir varmış, onun da bir tek kızı varmış. Kızı bir gün ölür. Dede birkaç gün üst üste kızını rüyasında görür. Kızı, “Baba” der “Benim mezarımı aç. Bende bir emanet var onu al.”…

Efsane; “Deve Taşı Efsanesi”

Efsane; “Deve Taşı Efsanesi” Seyyit Harun, Küpe Dağı’nın eteklerinde şehrini kurarken bir haber ulaşır. Ilgın – Kadınhanı arasındaki Mahmuthisar Köyü’ndeki tekkede müritleri ile oturan Didiği Sultan adlı bir ermiş şeyh, ayıya gem vurarak binmiş, müritleri ile birlikte Seyyit’in ziyâretine gelmektedir.…

Mesnevi’den Hikayeler; “Öküz ve Ada”

Mesnevi’den Hikayeler; “Öküz ve Ada” Küçük bir adada tek bir öküz yaşıyordu. Öküz her gün adadaki bütün otları yiyor, geriye hiç bir şey bırakmıyordu. Hiç ot kalmadığını görünce de ertesi günü hiçbir yiyecek bulamayıp zayıflayacağım diye büyük bir üzüntü ve…

Nasrettin Hoca Hikayeleri; Allah’ın İşine Bak

Nasrettin Hoca Hikayeleri; Allah’ın İşine Bak Nasrettin Hoca bir sabah, güneş doğarken evinden çıkmış. Tarlaya doğru yola koyulmuş. Hava çok güzelmiş. Etrafına bakınırken yolun kenarında bir ceviz ağacı görmüş. Ağacın dibinde biraz uyumak istemiş. “Daha erken, burada biraz dinleneyim. Tarlaya…

Hacettepe Efsanesi

Hacettepe Efsanesi Yaşlı Ankaralılara sorarsanız “Ankara” adı­nın Farsça “üzüm” anlamına gelen “Engûr” den geldiğini, Ankara’da çok üzüm yetiştiği için bu­raya “Engûrî” dendiğini, bu adın zamanla “An­kara” olduğunu söylerler. Tarihçilere gelince, on­lar bu adın, Hititler devrinde “Ankuva”, klâsik de­virlerde de “Ancyre”…