Ana Sayfaya Dön
0%
... dakika kaldı
1x

Gerçekçi Hikayeler “UMUDA YOLCULUK”

Umut eder insan bazen yaşadığı acının bitmesini bazense sevdiğine kavuşabilmeyi. En karanlık gecelerde bile hep umudumuz aydınlatır bizi, o rehber olur; kalbimize yönlendirir bizi. Tıpkı çaresiz bir kadının kalbini umutla doldurduğu gibi.

Çok tedirgindi Maryam Hanım. Her günü korkuyla geçirmekten bıkmıştı artık. Tepesine bombalar yağan evlere her geçen gün bir yenisi daha ekleniyordu. Harabeye dönmüş evler, bitmeyen silah sesleri, parçalanmış aileler…

Maryam Hanım artık dayanamayacak hale gelmişti. Her gün bir ölüm haberi almak onu çok üzüyordu. Eşi Farid Beyle günlerdir aklında olan buralardan gitme fikrini konuştu. O konuşmadan sonra, Farid Bey yolculuk için gerekli ne varsa hazırlamaya başladı. Onlara kalsa ülkelerinden ayrılmazlardı ama Sayda vardı. Her şeyden çok sevdiği bir tanecik kızları Sayda’yı bu şartlar altında büyütemezlerdi. Savaşın, kıtlığın kol gezdiği bu topraklarda sonlarının ne olacağı belirsizdi. Farid Bey’in hazırlıkları tamamlaması ile Maryam Hanım’ın toplanması bir haftayı bulmadı yolculuğun ne kadar tehlikeli olduğunu konuşmasalar da çok iyi biliyorlardı.

Sonunda o gün gelmişti. Birkaç parça eşya ile evden çıkan aile son kez evlerine baktı. Arkalarında tüm geçmiş boynu bükük kalmış, onlara el sallıyordu resmen.

Farid Bey’in ayarladığı eski bir taksi ile bir buçuk saat süren yolculuktan sonra sahile geldiler. Teknedeki görevli, taksici ile konuştu gizlice yapılan bu işler son derece tehlikeliydi. Herkes bunu biliyordu fakat bu kaçış her şeye değecekti. Teknedeki görevli, eli ile Maryam ve Farid’i işaret etti. Bir yandan paraları alıp bir yandan insanları tekneye sıkıştırıyordu. Sıra Maryam ve Farid’e gelmişti. Maryam Hanım eskilikten dökülen tekneye adımını atar atmaz Sayda için yer aramaya başladı. Acele bir tavırla Sayda’yı bir köşeye oturttu. Ona göre güvenli sayılacak bir yerdi. Çok geçmeden hareket etmeye başladılar. Deniz dalgalandıkça insanlar etrafta gayriihtiyarî tutunacak bir şeyler sarılıyorlardı. Saatler sonra hava kararmaya başladı. arıyor ve çocuklarına sımsıkı

Ne kadar yol gittiklerini Farid Bey az çok tahmin ediyordu. Tedirginliği hiç bitmeyen Maryam Hanımı eşi sakinleştirmeye çalışıyordu. Sayda ise annesinin oturttuğu yerde uykuya dalmıştı çoktan. Bu korkunç yolculukta uyumak Maryam için mümkün değildi. Yağmur yağmaya başlamıştı. Şimşeğin ve rüzgârın eşlik ettiği yolculuk gitgide zorlaşmaya başladı. Fırtınanın eski tekneyi içine alacakmış gibi sarsması ile herkes uyandı. Maryam, kızının can yeleğini titreyen elleri ile kontrol etti. Bir yandan Farid Farid! diye bağırıyordu. Kapasitesinin üstünde onlarca yolcu taşıyan tekne sulara gömülüyordu. Ortalık tam bir can pazarı idi.

Maryam Hanım uyandığında koca bir kâbusun içinde buldu kendini gözlerinden akan yaşlar yastığını sırılsıklam yapmıştı. Ağlamaktan sesi kısılmıştı. Eşinin, feryatlarını duymamasına şaşırdı. Farid’e seslenip bir yudum su istedi. Suyunu içti ve eşine hiçbir şey anlatmadan doğruca Sayda’nın yanına gitti. Onun inanışına göre görülen kâbuslar asla gün doğmadan birine anlatılmazdı, bu yüzden gün ışıyana dek bekledi. Bahçede yüzüne vuran sert bir ayaza aldırmadan bir bardak  suya rüyasına anlattı, dualarını okudu ve içi az da olsa rahatladı.

Yaşadığı bu olay neyse ki gerçek değildi. Ülkelerinden kaçan Farid ve Maryam yuvalarını bir konteynıra taşımışlardı. Maryam Hanım, Türkiye’ye geldikten sonra  geleceğe dair planlar yapmaya başlamıştı. Her şey geride kalmıştı. İyi, kötü olan ne varsa her şey. Sokaklarda akşam ezanlarına kadar oynadıkları, doğup büyüyüp bu yaşa geldikleri vatanları burunlarında tütse de onların hayatı artık Türkiye sınırında kurulan bir konteynırda devam ediyordu.

Memnune ŞEN

Milas Dr.Mete Ersoy Anadolu Lisesi – 10/C Sınıfı

Yorumunuzu Paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.