Hint Hikayesi; “Aslan İle Tilkinin Serüveni”


Hint Hikayesi; “Aslan İle Tilkinin Serüveni”

Masal: Bir zamanlar Himalaya dağlarında aydınlık ve görkemli bir mağara vardı. Bu mağaraya Altın Mağara adı verilmişti. Ormanlar kralı aslan bu mağarada yaşıyordu.

Bütün hayvanlar aslana saygı duyardı. Aslan bu mağarada rahat, keyifli bir yaşam sürerdi. Zaman içinde bu keyifli yaşama ve rahatlığa alıştı ve tembelleşti.

Bir gün aslan çok geç kalktı. Vakit gün ortasına yaklaşmıştı. Karnının acıktığını hisseti. İçeride biraz yiyecek vardı. Ancak o her zaman taze bir şeyler bulup yemek istiyordu.

Çıkıp ormanda avlanmayı düşündü. Yaşadığı mağaradan dışarı çıktı ve etrafına bakındı. Güzel bir gündü, biraz durup sağa sola bakındı. Kendi kendine “güzel bir gün diye söylendi”. Ayaklarını uzatıp keyifle gerindi. Üzerindeki tembelliği atmaya çalıştı.

Sağa sola bakındı. Gözüne kestirip avlayacağı bir canlı hayvan arıyordu. Ansızın göl kıyısında otlayan bir bizon gördü. Sonra; sakin, emin adımlarla ona doğru yürümeye başladı.

Bizon ormanlar kralının geldiğini görünce kaçıp kurtulmaya çalışmadı. Aslan bir vuruşta bizonun boyun kemiğini kırdı. Sonra onu parçalayıp yedi. Ormanlar kralı karnını doyurunca susamıştı. Göl kıyısına gidip bir güzel susuzluğunu gidermeye çalıştı.

Karlı, buzlu sulardan kana kana içmek çok hoşuna gidiyordu. Sonra güzel bir uyku uyumak istedi. Yol üzerinde onu aptal aptal süzen bir tilkiye rastladı. Tilki her an aslanın hücumuna uğrayacağını düşünüyordu.

Bunun üzerine hemen aslanın önünde diz çöktü ve yalvaran bir sesle aslana;

“Yüce kralım, ben biraz ötedeki  ormanda yaşıyorum. Sizin yüce bir kral olduğunuzu duydum. Sırf size hizmet etmek düşüncesi ile yanınıza geliyorum.”

Dedi. Bunu işiten ormanlar kralı tilkiye yanaştı ve gelişinden memnun olduğunu söyledi. Oturup karşılıklı konuşup anlaştılar. Buna göre; tilki Altın Mağarada aslan ile birlikte yaşayacak, onun beslenmesi ve bakımı ile ilgilenecekti. Buna karşılık aslanın avladığı avlardan o da payına düşeni yiyecekti.

Onu koruyacak bir kral olduğu için tilki çok mutlu olmuştu. Tilki aslan gibi güçlü bir koruyucu bulduğu için çok şanslı olduğunu düşünmeye başlamıştı. Her gün aslanın avladığı hayvanları yiyerek yaşamaya devam etti.

Artık Altın Mağaradaki lüks yaşama alışmıştı. Daha çok yedikçe daha çok göbek ediyor, daha çok şişmanlıyordu. Diğer hayvanlar ona koca göbek diyorlardı.

Aslan bir sabah biraz geç kalktı. Etrafa bakındı, şişman tilkinin tembel tembel güneşte yattığını gördü. Tilkinin karnı acıkmıştı. Midesi açlıktan zil çalıyordu. Ancak derdini aslana anlatmaya cesaret edemiyordu. Tilki bütün cesaretini toplayarak aslana seslendi;

“Sayın kralım saygılar sunarım. Günaydın! Bugün size kahvaltıda ne ikram edebilirim?”

Aslan bunu duyunca güldü. Tilkiye döndü;

“Bay tilki demek karnınız çok acıktı. Bakınız bir fikrim var. Şurada karşı dağın tepesine gidin ve kendinize bir yiyecek seçin. Bu dediğimi yapar mısınız lütfen?”

Bu öneri tilkinin çok hoşuna gitti. Hemen tepeye tırmandı. Orada otlakta besili bir av gördü. Hemen onu yemeyi düşündü.

Tilki hızla geri aslanın yaşadığı Altın Mağaraya döndü. Aslanın karşısına geçti;

“Kral hazretleri ben o siyah atı yemek istiyorum.”

Dedi. Aslan yavaşça mağaranın dışına çıktı. Güzelce bir gerindi, esnedi ve ata nasıl hücum edeceğini düşündü. Arka ayakları üzerinde şaha kalktı, atıldı ve bir pençe attı. At yere yıkılınca; onu parçaladı, karnını iyice doyuruncaya kadar yedi. Doyunca artanı tilkiye bıraktı.

Tilki de göbeği şişinceye kadar yemeye devam etti. Ondan sonraki günlerde tilki ile aslanın yaşantısı bu düzen içerisinde devam etti. Her gün tilki bir hayvanı seçip beğeniyor, aslan da onu avlıyordu.

Hayvan ölünce aslan önce kendisi karnını bir güzel doyuruyor; artanı da tilkiye bırakıyordu. Tilki her gün aslanın artıklarını yedikçe daha da şişmanlıyordu.

Sonunda bir varil kadar şişmişti. Bir gün ırmaktan geçerken kendi görüntüsünün sudaki yansımasını görünce şaşırmıştı. Kendi kendine şöyle dedi;

“Ben de aslan gibi iri gövdeli, güçlü bir hayvanım!”

Bu düşünce ile aslanın yapabileceği her şeyi ben de yapabilirim demeye başladı. Tilki Altın Mağaraya doğru ilerlerken kafasında yepyeni düşünceler oluştu. Artık güçlenmişti, artık o da aslan gibi kocaman hayvanları kendisi de avlayabilirdi.

Daha önceki kurulmuş olan düzen değişmeli idi. Hayvanları kendi avlayınca o istediği kadar yiyebilirdi. Aslan da onun artıkları ile idare edebilirdi. Böyle olursa kendinin çok daha güçleneceğine inanıyordu.

“Ben aslandan küçük olmadığıma göre, ikinci planda kalmam doğru olmaz!”

diyordu. Tilki Altın Mağaraya girdiği zaman aslan heybetli yelesinin tüylerini düzeltiyordu. Tilki hemen ormanlar kralının karşısına geçti;

“Artık ben de senin kadar güçlü oldum, ben de avlanabilirim. Bu günden sonra rol değişikliği yapalım. Senin yerine ben geçeyim. Sen de benim yardımcım ol.”

Dedi. Aslan tilkinin bu tavır değişikliğine şaşırıp kalmıştı. Tilkinin karşısına geçti. Yüzüne dik dik baktı;

“Yani ne demek istiyorsun? Konuyu açık açık konuş. Ne demek istiyorsan anlat bakalım!”

dedi. Tilki kuyruğunu sallayarak aslanın yanına yaklaştı;

“Yarın sen tepeye çıkıp hayvan seçeceksin. Ben Altın Mağarada seni bekleyeceğim. Sen bana istediğin hayvanı söylediğin zaman ben onu avlayacağım. Canımın istediği kadar yedikten sonra artanları sana bırakacağım.”

Bunları duyunca aslan tilkinin aptallığından ve aç gözlülüğünden endişe etmeye başladı. Bunun üzerine tilkiyi uyarmak istedi. Ona yaklaştı;

“Maalesef yanılıyorsun. Sen şişman olabilirsin ama aslan değilsin. Güçlü olmadığın için güçlü hayvanlar da avlayamazsın. Onlar sana saldırdıklarında yenilirsin.”

Dedi. Bunun üzerine aptal tilki, göldeki suya yansıyan hayalini gördüğünde aslan kadar güçlü olduğuna inandığını tekrarladı. Tilkinin aslanın sözlerine canı sıkılmıştı. Kendisine zayıf denilmesine tahammül edemiyordu. Yiyecek bakımından aslana bağımlı olmak istemiyordu..

Aslan büyüklük budalası olan tilkinin davranışlarını gördüğünde ona sadece acıyordu. Bir aslan gibi görünmesine ve davranmaya çalışmasının tehlikeleri vardı. Tilki bu durumu anlayamıyordu.

Bu tartışmanın sonunda aslan ona;

“Dilediğin gibi yapabilirsin!”

dedi. Ertesi sabah tilki erken uyandı, aslan hala uyuyordu. Tilki yeni bir girişimde bulunacağı için heyecanlıydı. O heyecanla aslanın kuyruğunu çekti ve onu uyandırdı. Tilki aslana tepeye çıkıp onun avlayacağı hayvanı seçmesini istedi. Tilki bir fili bile avlayabileceğini söyledi!

Aslan ona son bir defa daha uyarıda bulundu. Böyle bir saçmalığa kalkmamasını, aksi halde sonunun kötü olacağını hatırlattı. Aslanın tilkiye son söylediği söz şuydu:

“Şimdiye kadar hiçbir tilki fil avlamamıştır. Neden bu gerçeği anlamak istemiyorsun!”

Tilkinin aslana verdiği cevap ilginçti;

“Sen fil avlayabiliyorsan ben de avlarım!”

Sonunda aslan tepenin en yüksek noktasına çıktı. Orada bir file rastladı ve hemen Altın Mağaraya döndü. Tilki köşedeki bir yatakta yatıyordu. Yatışında bile aslanı taklit ediyordu. Ormanlar kralı tilkinin yanına gitti. Onun en çok duymak istediği sözleri söyledi;

“Ben o tepedeki fili yemek istiyorum! Haydi yüce kahraman! Göster kendini!”

Bu sözler üzerine tilki hemen yattığı yerden fırladı. Tilki o sırada aslanın yatağına uzanmış yatıyordu. Tilkinin yataktan kalkar kalkmaz aslanın yaptığı gibi arka ayaklarını gerdi ve güzelce esnedi. Sonra file doğru heybetli bir şekilde yürümeye koyuldu. Son bir atılımla, iki adım öne, bir adım geriye sıçradı ve filin başına atıldı.

Koca hayvan öfkeyle tilkiyi başından fırlattı. Tilkicik filin ayaklarının dibine düştü. Fil yerde yatan hayvana baktı. Bir ayağını kaldırdı ve üstüne bastı. Tilkinin başı bir toprak kil gibi ezilmişti. Fil tilkiyi ezip geçince keyifli bir çığlık attı ve çekip gitti.

Aslan tilkinin ezildiğini gördü. Olay üzerinde bir an düşündü;

“Büyüklük budalalığı, onun hayatına mal oldu. Kendini beğenenler, gerçekleri göremeyecek kadar ruhen körelirler.

Tilki davranışları ile kendi ölümüne davetiye çıkardı. Sonunda fil onu acımasızca ezip geçti!”

Dedi. Aslanın gözlerinden iki damla göz yaşı yanaklarına aktı.

“Keşke bir an olsun beni dinleseydi!”

dedi.

“Hint Halk Hikayesi”

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir