Keloğlan Masalları; “Sihirli Sofra Masalı”


Keloğlan Masalları; “Sihirli Sofra Masalı”

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal, pireler berber iken ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, bir zamanlar, uzak ülkelerin birinde yoksul bir kadınla oğlu yaşarmış. Öylesine yoksullarımış ki, kadıncağız biricik keloğluna dahi güçlükle bakıyormuş.  Keloğlan da, aksine bu durumu hiç umursamazmış. Her şeye gülüp geçen, güçlü bir çocukmuş.

Günlerden bir gün, anası keloğluna seslenmiş:

— “Heyy Keloğlum! Unumuz bitti. Ambardan biraz buğday al değirmene götür, öğüt de getir, akşama ekmek yapıp yiyelim.”

Keloğlan ambara gidip buğday çuvalını sırtına alıp değirmenin yolunu tutmuş. Değirmene yakın bir yerde bakmış ki, Anne keklik ve yavruları yiyecek arıyorlar.

— “Bu kuşları da Allah yarattı!” deyip elindeki buğdayları kekliklere dağıtmış.

Eve dönünce annesi sormuş, hani Keloğlan buğdaylar nerede? Yoksa buğdayları sattın mı?

— “Yok ana, değirmenci yoktu, buğdayları değirmencinin oraya bıraktım geldim.” demiş.

Ertesi gün yine Keloğlan’ın annesi Keloğlan’ı değirmene yollamış. Keloğlan; “Belki kuşlar hepsini yememiştir, en azından birazını alır, anneme değirmenden bunlar çıktı derim.” demiş. Buğdayı döktüğü yere gelmiş ama bir tane bile buğday tanesi görememiş. Belki akşam rüzgarıyla toprağın altında kalmıştır diyerek, elindeki çubukla toprağı eşelemeye başlamış. Birdenbire toprağın altından bir dev fırlamış dikilmiş karşısına.

– “Ne diye benim evimin üstünü eşeliyorsun be Keloğlan?” demiş.

Keloğlan:

— “Dün buraya buğdaylarımı serpmiştim, acaba arada kalan oldu mu diye toprağı eşeliyordum. Nereden bileceğim senin evinin burada olduğunu?”

Dev:

– “Bre Keloğlan sen şaşkın mısın? Hiç buğday buraya dökülür mü? Kuşlar hepsini yer süpürür.” demiş.

Keloğlan:

— “Ben de kuşlar yesin diye serptim zaten. Ama anneme bunu diyemedim. Annem de buğdayları getir diye tutturuyor” demiş.

Dev Keloğlan’ın iyi kalpli biri olduğunu anlamış.

– Üzülme demiş Keloğlan, al şu sofrayı her acıktığında “Açıl, sofram, açıl!” de. Sofrada çeşit çeşit yemekler serilir, annenle afiyetle yersiniz.” demiş.

Keloğlan: “Eve gidip annesine durumu anlatmış, annesi önce inanmamış ama daha sonra Keloğlan:

“Açıl, sofram, açıl!” dediği gibi, bir anda sofranın üzerine en güzel yemekler serilmiş. Keloğlan ve annesi doya doya yemek yemişler.

Günün birinde, Keloğlan sofrayı evde bırakmış, hırsızlar da bu fırsatı bilerek Keloğlan’ın sofrasını çalmışlar. Keloğlan, yine eski yoksul haline dönmüş.  Yine Dev’i uyandırmak aklına gelmiş ve sabahleyin değirmenin yolunu tutmuş. Elindeki çubuğu Dev’in yuvasının üzerine sertçe vurmaya başlamış. Dev uyanmış;

— “Ne oldu Keloğlan? Bir sorun mu var?” demiş. Keloğlan olanı biteni anlatmış. Bu defa Dev ona bir eşek vermiş. Keloğlan eşeğin başını sağa çevirince, eşekten altınlar dökülmeye başlamış. Sonra Keloğlan eşeğine binmiş, hamama gitmiş. Eşeği hamamın önünde bağlamış Hamamcıya da:

“Sakın eşeğin başını sağa çevirme!” diyerek sıkıca tembih etmiş ama, adam eşeğin başını sağa çevirmiş. Bir de ne görsün? Altınlar dökülmeye başlamış. Altınları görünce değirmencinin aklı başından gitmiş. Hemen ona benzeyen bir eşek ile onu değiştirmiş.

Keloğlan yine eski fakir haline dönmüş. Yine bana yardım ederse Dev yardım eder diyerek, Dev’in evinin yolunu tutmuş. Olanları Dev’e anlatmış. Dev bu defa ona bir topuz vermiş.

— “Bir ziyafet ver… Hamamcıyı da çağır, bütün köy ahalisini de çağır…” demiş.

Bütün köylü gelip ziyafete konmuşlar. Yemekler yendikten sonra, konuklardan biri kalkıp giderken, topuz o davetliyi bir köşede sıkıştırmış.

— “Adi hırsız, çabuk sofrayı geri getir!” diyerek başlamış sofrayı çalan hırsızın kafasına kafasına vurmaya.

Hırsız pes etmiş. Sofrayı çaldığını itiraf etmiş, gidip evden çaldığı sofrayı geri getirmiş.

Topuz, bu defa hamamcının üzerine gitmiş.

— “Adi hırsız! Tez, çaldığın eşeği geri getir!” diyerek başlamış hırsızın kafasına kafasına vurmaya.  Hamamcıyı da iyice bir pataklamış.

Keloğlan marifetli topuzu sayesinde sihirli sofrasına ve eşeğine kavuşmuş. Bu olay ülke padişahının kulağına gitmiş. Saraya gelmesi için Keloğlan’a haber göndermiş.

Keloğlan da atlamış  eşeğine düşmüş sarayın yollarına…

Padişah maharetini duyduğu Keloğlan’ı tanıyınca onu çok sevmiş. 

Keloğlanı çok seven padişah kızını Keoğlanla evlendirmiş.   

Keloğlan, annesi, karısı, sihirli sofra ve eşeğiyle birlikte çok mutlu yaşamışlar.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.

hikaye, hikâye, hikaye arşivleri, hikaye oku, hikaye okuma, hikaye okumak, hikaye siteleri, hikaye yaz, hikayelerimiz, masal, masal oku, masal okuma, öykü, öykü oku, story, kısa hikayeler, çocuk masalları, kısa masallar, kısa hikayeler, masallar oku, hikayeler oku, güzel hikayeler, Keloğlan, Keloğlan Masalları,Dev Masalları, Sihirli sofra,

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir