Masal Oku; “Köseler Masalı”


Masal Oku; “Köseler Masalı”

Masal Oku; Bir varmış, bir yokmuş. Vakti zamanında bir köse varmış. Oğluna “Oğul eşeği al, götür, sat; fakat köseler mahallesinden geçme.” diyor.
Oğul:

“Pekey, baba.” diyor. Yola çıkıyor. Yolda köseler karşısına çıkıyor. Köselerden biri eşeğin bir ayağı olmasa eşeği yüz liraya alacağını söylüyor. Öteki köse de iki ayağı olmasa iki yüz elli liraya alacağını söylüyor.

Oğlan eşeğin ayaklarını kesiyor. Üçüncü köse de diyor ki: Tek ayaklı bir eşek olsaydı, ben dört yüz liraya alırdım. Diyor. Oğlan eşeğin diğer ayağını da kesiyor. Köseler daha sonra: “Vah vah ayaksız eşeği kim alır, eşek ölüyor.” diyorlar ve gidiyorlar. Oğlan çaresiz köye gider. Vaziyeti babasına anlatır. Babası: “Ben onlara yapacağı bilirim.” der. Oğlanı da bacısına gönderir.

Bir eşek alır üzerine odun yükleyerek köseler mahellesinden geçerken eşeğe deynekle vurup:

“Deh benim eşeğim deh.” der. Eşeğin kuyruğuna bir altın sıkıştırır. Eşeğe vurunca, bir tane altın düşer. Bunu gören bir köse adama:

Eşeği bana sat, der. Adam eşeği satmayı düşünmediğini söyler. Öbür kösenin yanında da eşeğe vurur, gene eşeğin kuyruğuna sıkıştırdığı altın yere düşer. Köseler hayret içinde kalırlar. Eşeği satması için ısrar ederler.

Adam yedi yüz altına eşeği satar. Eşeğe bir çuval arpa ve bir kova su verip eşeği güneş görmeyen bir yere kapatmalarını ister. Ancak, o şekilde altın alabileceklerini söyler. Köseler, eşeğe bir çuval arpayı yedirince eşek teneleyip ölür. Köseler adamın yanına giderler. Adam köseleri çok iyi karşılar. Adam karısıyla anlaşır. Köselerin yanında önceden yakaladığı tavşanın birini tutup git anana söyle, akşama hatırlı misafirlerim var, içli köfte pişirsin, der. Akşam olur eve gelirler köseler bakar ki tavşan selenin altında, içli köfte de pişmiş. Köseler, bu defa da tavşanı almak isterler. Adam yine satmak istemez. İki yüz liraya tavşanı satın alırlar. Köseler bahçeye çalışmaya giderler. Tavşana, git hanıma söyle, güzel bir topalak döksün derler. Tavşan dağı aşıp gider. Köseler akşam eve gelir, bakarlar ki hiç yemek yok. Tavşan da yok. Bu defa adamı öldürmek için yola çıkarlar. Gelirler adamı alırlar. Bir çuvala koyarlar. Silifke tarafında denizin dibindeki yamaca getirirler. Akşam olsun da öyle atalım derler, giderler.

Adam belki biri gelir de onu kandırırım diye, yalandan bağırmaya başlar. Oradan bir çoban geçerken adamın sesini duyar. Ben emmimin kızını almam, almam diye adam bağırmaktadır. Evde kalmış çoban, adamın yanına gelir ona kuzularını sürüsünü vereceğini ama onun yerine geçmek
istediğini söyler. Adam kabul eder. Adama birisi geldiği zaman ben emmimin kızını alırım, diye bağırmasını söyler.

Köseler gelir. Adam bağırmaya başlar. Ben emmimin kızını alırım alırım, diye bağırır. Köseler daha fazla kızarak çobanı uçuruma yuvarlarlar.

Biraz gittikten sonra bakarlar ki adam karşılarında koyun güder. Şaşırır köseler. “Sen buraya nasıl geldin?” derler. Yav beni az daha ileri atsaydınız daha fazla koyun toplayacaktım, ancak bu kadar toplayabildim, denizin dibi hep koyun, der.  Köseler giderler hepsi birden denize atlar ve ölürler.

Anadolu Masallarından 

Ömer TAY

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir