Kurtuluş Savaşı Hikayelerinden, Kütahyalı Ahmet


Kurtuluş Savaşı Hikayelerinden, Kütahyalı Ahmet

Kurtuluş Savaşı Hikayeleri Oku: 

Kurtuluş Savaşı bütün hızıyla sürdüğü zamanlardı. Düşman, Kütahya’ya yaklaşmıştı. Anadolu insanı, Mustafa Kemal Paşa’nın emrini bekliyordu. Düşman, Anadolu’nun içlerine doğru ilerlerken eline geçirdiği köyleri yakıp yıkıyordu. Kimi yakalarsa öldürüyor, evleri yağmalıyordu.

Köylerde kadınlar ve çocuklarla yaşlı erkekler kalmıştı. Eli silah tutanlar cepheye gitmişlerdi. Kütahya köylerinde ise bu durumdan farklı olarak çocuklar da cepheye gitmişlerdi, Düşmana baskınlar yapıyor, ilerlemesini engellemeye çalışıyorlardı.

Cephede küçük çocuklar da vardı. Siperler arasında gidip geliyor, haber taşıyorlardı. Biraz daha büyük olanlar ise ellerine silahı alıp düşmana karşı savaşıyorlardı.

Düşmanın askeri ve topu daha çoktu. İlerlerken, önce toplarını ateşliyor, sonra saldırıyordu.

Bir sabah, bu toplardan biri, on yaşındaki Kütahyalı Ahmet’in iki bacağını birden kopardı. Ahmet’i hemen sağlık çadırına götürdüler. Doktorlar gereken bakımı yaptı. Ahmet’ in kesilen bacaklarını sarıp onu hemen köyüne gönderdiler.

Ahmet’in köyde sadece dedesi vardı. Dede de boş durmuyor cephedekilere mermi hazırlıyor, iki günde bir cepheye taşıyordu. Dedesi bacaklarını kaybeden torununa baktı. Ahmet, birkaç ay sonra oturabilir duruma gelmişti. Dedesi yine cepheye mermi götürecekti. Kağnısını hazırladı. Tek bir sorun vardı. Ahmet, bu durumdan asıl köyde kalacaktı? İçi rahat değildi ama cephanenin de götürülmesi gerekiyordu. “Olmazsa onu komşulara bırakırım. Nasıl olsa iki gün sonra döneceğim.” dedi kendi kendine. Yapılabilecek başka bir şey yoktu. Kararını verince eve girdi. Gördükleri karşısında şaşırmıştı, gözlerine inanamıyordu. Ahmet, kurşunları boynuna asmış, eline tüfeğini almış bekliyordu. Dede, torunu ile bir kez daha gurur duymuştu. Sesini çıkarmadı. Yola çıktılar. Ahmet, kağnının üstünde oturmuş, dizlerini de bir battaniye ile örtmüştü, O sırada uzaktan bir atlı göründü. Yanlarına geldi. Bu, bizim subaylarımızdan biriydi. Ahmet’ in dedesini selamladı.

-Merhaba dede!

-Merhaba oğul!

Subayın Ahmet’ e baktıktan sonra:

– Bakıyorum keyfin yerinde ! Bu yaşlı adam yürüsün, sen kağnıya kurul! Gezmeye mi çıktın be çocuk? demesi üzerine Ahmet, birden dizlerindeki battaniyeyi çekti. Kesilmiş bacaklarını gösterdi.

– Bakın komutanım, iki bacağımı cephede kaybettim. Ama ellerim silah tutuyor, şimdi yine cepheye gidiyorum, cevabını verdi.

Ahmet’ in durumunu gören subayın gözleri yaşarmıştı, atından indi. Ahmet’i alnından öptü.

– Bu halk yenilir mi? dedi. Sonra atına binerek dört nala uzaklaştı.

Kurtuluş Savaşı Hikayeleri

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir