Kurtuluş Savaşı Hikayeleri; “Bilecikli Ali”


Kurtuluş Savaşı Hikayeleri; “Bilecikli Ali”

Kurtuluş Savaşı Çocuk Kahramanları

Kurtuluş Savaşı Hikayeleri Oku:

Kurtuluş Savaşı tüm şiddetiyle sürüyordu. Düşman, Bilecik’e neredeyse gelecekti. Köyleri bir bir alıyordu. Ali, yedi yaşında bir çocuktu. Bir gece düşman onun köyüne de girdi. Ali olanlardan habersiz sabah uyandı. Sokağa çıkmaya hazırlanınca annesi uyarmıştı:

– Nereye oğlum? Görmüyor musun, düşman, köyümüzü almış! Her yerde onun askeri var…

Bu haber, Ali’ yi yüreğinden yaralamıştı. Babası ve ağabeyi cephede idi, “Onlar burada olsaydı, köyü düşmana bırakmazlardı” diye düşündü Ali. Acaba düşman, onları da öldürecek miydi? Düşmanın şimdilik böyle bir şeye girişeceği yoktu. Belirli yerlere nöbetçilerini dikmiş, askerlerimizin saldırısını bekliyordu. Birkaç çocuk evlerinin önüne çıkmış, oynuyorlardı. Ali, annesine bakıp seslenmişti:

– Anne, ben de dışarı çıkabilir miyim?

– Çık, ama sakın uzaklaşma. Gözümün önünde ol! demişti annesi.

Ali, evin önündeki tümseğe oturup hem çocukları hem de düşman askerlerinin ne yaptıklarını izlemeye başlamıştı. Bir ara, beş düşman askerinin, yolun başına doğru gittiklerini gördü. Ellerinde kazma ve kürekler vardı. Ali kaygılanmıştı. Bu düşman askerleri nereye gidiyorlardı? Amaçları ne idi? Yerinden kalktı. Onları izlemeye başladı. Tam okulun önüne gelmişti ki, nöbetçi düşman askeri onu kovdu. Evine gitmesini söyledi. Çocukların kendilerini gördüğünü fark ettikleri için de geri dönmüşlerdi,

O gece, Ali’ nin gözüne uyku girmemişti. Gördüklerini annesine anlatmıştı. Annesi, bizim askerlerin yakında geleceğini söylemişti Ali’ ye ama Ali yine de uyuyamamıştı. Aklı hep dışarıdaydı. Kalktı, giyindi. Evden çıktı. Gün ağarmaya başlamıştı. Ali korkmuyordu. Düşman askerlerine görünmeden tepeye çıktı. Oradan yola indi. Kenardaki çalıların arasına gizlendi. Beş askerin yeniden geldiğini gördü. Yolu kazdılar. Açtıkları çukurlara dinamit koyup üzerlerini ağaç dallarıyla kapattılar. Sonra gittiler. Ali, düşmanın bir tuzak hazırladığını anladı. Bunu askerlerimize kesinlikle duyurmalıydı. Peki nasıl? Çalılığın içinde saklanırken bir çözüm arıyordu. Sonunda kararını verdi. Askerlerimizin gelmesini bekleyecekti. içinden diyordu ki: “Askerlerimizin tepeden indiğini görür görmez koşarım, onlara tuzak kurulduğunu söylerim.” Ali, o çalılıkta aç ve susuz olarak iki gece geçirdi. Uzaktan sesler duyunca yola çıkmaya karar verdi. Daha tepenin eteğine varmadan, atlı askerlerimizin geldiğini gördü. Hemen ellerini kaldırdı. Müfreze komutanı teğmen en öndeydi. Ali’ yi gören teğmen atını Ali’nin yanında durdurdu. Ali gördüklerini teğmene anlattı. Kısa sürede yola kurulan tuzak yok edildi. Yol temizlendi. Atlılar doğruca köye girdiler. Ali komutanın atındaydı, Komutana kollarıyla arkadan sarılmıştı. Düşman çoktan kaçıp gitmişti. Ali kendisine doğru koşan annesine sarıldı. Annesi onu doyasıya öptü. “Ah yavrum,seni öldürdüler sandım!” dedi.

Komutan da annenin yanına geldi:

– Oğlunuzla gurur duymalısınız. Koca bir müfrezeyi yok olmaktan kurtardı, O bir kahramandır. İstiklâl Madalyası’nı hak etmiştir.

Annesi, kahraman oğluna daha sıkı sarıldı.

Kurtuluş Savaşı Hikayeleri

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir