Bilgelik Hikayeleri; “Çoban”


Bilgelik Hikayeleri; “Çoban”

Bir zamanlar Basra’da tek uğraşı oğluyla ilgilenmek ve ona güzel bir eğitim vermek olan yaşlı bir adam vardı. Adam bütün parasını oğlunun eğitimine harcadı. Delikanlı birkaç yıllığına uzaklara gitti ve meşhur bir üniversitede zamanın büyük alimlerinden eğitim aldı.

Tahsilini bitirip dönme zamanı geldi. Yaşlı adam oğlunu kapıda bekliyordu. Oğlu eve geldi ve babasının elini öptü. Oğlunun gözlerinin içine bakan  dam büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Ama bu duygusunu belli etmeden:

“Neler öğrendin, oğlum?” diye sordu. “Öğrenilebilecek her şeyi öğrendim, baba” cevabını verdi oğlu.

“Peki öğretilemeyecek olanı öğrendin mi oğlum?”

Delikanlı babasının neden bahsettiğini anlamamıştı. İster istemez “Hayır” dedi.

Babası:

“O halde, oğlum git ve öğretilemeyecek olanı öğren.”

Delikanlı hocasına gitti ve kendisine öğretilemeyecek olanı öğretmesini istedi.

“Bu dörtyüz koyunu al ve dağlara git” dedi hocası, “Sayıları bini bulunca geri gel.”

Genç dağlara çıkıp çoban oldu. Hayatında ilk kez sessizlikle karşılaşıyordu.
Konuşacağı hiç kimse yoktu. Koyunlar onun dilinden anlamıyordu.

Çaresizlik zamanlarında yanındaki hayvanlara konuştu, ama koyunlar ona boş gözlerle baktılar.

Çobanlık yaptığı süre içinde, yavaş ama kesin biçimde bütün dünyevî bilgisini, benliğini ve gururunu ardında bıraktı ve koyunlar gibi sessizleşti, büyük bir hikmet ve tevazu geldi üzerine.

İki yılın sonunda, koyunların sayısı bini bulunca hocasının yanına gitti ve diz çöktü. Talebesinin yüzüne bakan hocası şöyle dedi:

“Şimdi öğretilemeyecek olanı öğrendin. Babanın yanına gidebilirsin.”

Bilgelik Hikayelerinden

 

Bir Cevap Yazın