Eğitici Hikayelerden “ANI YAŞA”
Bir sonbahar günü, bulutların arasından usulca sızan, kalbimi sıcacık bir sevgiyle dolduran güneş ışıkları yere doğru iniyordu. Sarı ve kırmızının birleşmiş olduğu kahverengi yaprakların üzerine iniyordu. Çocuklar koşturuyor, uçurtmalar uçuruluyordu. Benim dikkatimi hiçbir şey çekemiyordu oysaki. Sadece koskocaman bir çınar ağacı haricinde. Bu çınar ağacının dalları göklere uzanmış, kökleri toprağı sarmış. İyice yaşlanmış yorulmuş bir çınar ağacı.
Dallarında tek bir yapraktan başla yaprak kalmamış. O yaprak ise rüzgârın oyuncağı olmak istemiyor direniyordu. Aynı annesinden ayrılmak istemeyen bir çocuk gibi, aynı etinden ayrılmak istemeyen tırnak gibiydi. Her şeyi unutmuş onu izliyordum. Merak ediyordum. Biliyordum düşeceğini ama bir umut vardı içimde nereden geldiğini bilmediğim. Çınar ağacı sanki: “Düşsene atık dalından düşsene! Ben yeni yapraklar açacağım“ dermiş gibiydi.
Her şeyi unutmuş sadece onu izliyordum. Merak ediyordum. Biliyordum düşeceğini ama bir umut vardı içimde nereden geldiğini bilmediğim. Çınar ağacı yaprağa sanki: “Düşsene artık dalımdan, düşsene! Ben yeni yapraklar açacağım.” dermiş gibiydi. Sonunda gücü kalmayan dayanamayan oyuncağı yaprak rüzgârın olmuştu.
Başaramayacağımıza inandığımız işleri yaparken. İçimizdeki umut sayesinde o işi yapmak için çabalıyoruz. Ama şunu da biliyoruz, sonunda üzüleceğimizi. Ya dala daha sıkı tutunamadım diye ya da boşu boşuna ümitlendim diye. Hayat sürprizlerle dolu, anı yaşamalıyız. Tabi başladığımız işi de bırakmamalıyız, tamamlamalıyız. yarım
Büşra ÖZTÜRK