Hikaye Özbek Masalı – Altın Dolu Karpuz


Hikaye Özbek Masalı – Altın Dolu Karpuz

Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde, devler top oynarken eski hamam içinde…

Derken efendim, seyrek basandan sık dokuyana, bir taşla iki kuş vurandan her yumurtaya bir kulp takana kadar kim var, kim yok; kimi aç, kimi tok; geldi, toplandı. Toplandı ya, hepsi de başını kaldırıp kaşını yaktı, derken her kafadan bir ses çıktı; başladı her biri bir maval okumaya… Kimi ince eğirip sık dokudu, kimi yukarıdan atıp aşağıdan tuttu.

Bir varmış, bir yokmuş; evvel zaman içinde yoksul bir çiftçi varmış. Varı yoğu ektiği küçücük bir tarlaymış. Çiftçi bu tarlası için gece gündüz şükredermiş.

Bir bahar sabahı çiftçi yine tarlasını sürmeye başlamış. Bir iki kere sürdükten sonra dinlenmek için oradaki bir kayanın dibine oturmuş. O sırada göç etmekte olan bir leylek yere düşmüş. Çiftçi hemen leyleğin yanına koşmuş ve kanadının kırık olduğunu görmüş. Onu hemen evine götürmüş ve kanadına bir tahta bağlamış. Leylek uzunca bir süre çiftçi ile kaldıktan sonra iyileşmiş ve uçup gitmiş.

Bir gün çiftçi, tarlasına tohum ekerken, leylek geri gelmiş ve uçarak çiftçinin başının üzerinden geçmiş. Bunu üç kere yaptıktan sonra üçüncüsünde ağzından üç tane karpuz çekirdeği bırakmış.

Aradan aylar geçmiş. Çiftçi ekinlerle beraber karpuzların da olgunlaştığını görmüş. Bu şekilde hasat zamanı gelmiş. Üç karpuzu almış evine götürmüş. Karpuzlar çok büyük olduğu için tek başına bitiremeyeceğini düşünerek eşini dostunu karpuz yemek için davet etmiş. Fakat karpuzu kesmek istediği zaman, bıçağın saplanmadığını görmüş. Onu bırakıp ikincisini kesmek için uğraşmış yine olmamış. Derken üçüncüsüne yönelmiş, ancak karpuzların hiçbiri kesilmemiş.

Çiftçi ve misafirleri bu duruma çok şaşırmışlar. En sonunda yere vurup yararak yemeyi düşünmüşler. Karpuzları yere vurduklarında bir de ne görsünler! İçlerinden çil çil altınlar yerlere saçılmasın mı!

Yoksul çiftçi ve misafirler gördüklerinden dolayı çok mutlu olmuşlar. Yoksul çiftçi, altınları gelen misafirlerin arasında paylaştırmış. Herkes son derece mutlu bir şekilde evine dönmüş.

Üç kök karpuzun her biri onar tane meyve vermiş. Çiftçi, kalan karpuzları da toplamış ve böylece çok zengin olmuş.

Yoksul çiftçinin bir de zengin ve kıskanç olan bir komşusu varmış.

Bir gün yoksul çiftçiye nasıl böyle zengin olduğunu sormuş. O da olanları tek tek anlatmış.

Zengin çiftçi parasına para katmak için bir plan yapmış. Bir gün tarlaya ürün ekmek için gitmiş. O sırada havada uçan bir leylek görmüş ve bir tahta parçasını atarak kanadını kırmış. Leylek yere düşmüş. O da evine götürüp leyleği iyileştirmiş. Leylek iyileşince uçup gitmiş ama ürün ekme zamanı tekrar gelmiş. Çiftçinin tarlasına üç karpuz çekirdeği bırakmış. Karpuzlar büyümüş. Zengin çiftçi de eşini dostunu çağırmış. Karpuzları kesmek için uğraşmışlar ama nafile! 0 da yere vurarak açmak istemiş. Karpuzları yarmak için yere attıklarında, içlerinden eşek arıları çıkmış. Daha ne olduğunu bile anlayamadan başta zengin çiftçi olmak üzere herkesi sokmuş.

Yoksul çiftçi, samimi ve dürüst davrandığı için muradına ermiş. Zengin ve açgözlü çiftçi ise kendi ettiğine uygun olarak cezasını çekmiş.

Betül Şen

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir