Beydeba’dan Masallar; “Savurgan Fare”


Beydeba’dan Masallar; “Savurgan Fare”

Bir varmış bir yokmuş. Köyün birinde bir çiftçi varmış. Kıtlık olabilir düşüncesiyle bir ambar yaptırıp, unu ve buğdayını oraya depolamış.  Depolamış depolamasına da, çok geçmeden ambara bir fare musallat olmuş.  Açtığı bir delikten buğdayları yiyormuş.  Kendi yetmiyormuş gibi, diğer fareleri çağırıp onlara da yediriyormuş. Böylece, etrafına kendisini pohpohlayan, iltifatlar eden bir sürü dalkavuklar toplanmış. Ona hizmet ediyorlar, karşılığında da karınlarını tıka basa doyuruyorlarmış. 

Bir zaman sonra kıtlık başlamış. Ambarını kontrol eden çiftçi buğdaylarının azaldığını fark edince, “Ah bu fareler!” diyerek ununu ve buğdayını daha korunaklı bir yere taşımış. Bu sırada fare yine günü gün ediyormuş. Ambar tamamen boşaldığında fare derin uykudaymış.  Uyandığında açlık hissetmiş, diğer fareler ortalıkta görünmüyormuş. Nereye gittiler acaba?” diye düşünmüş. Sonra da “Neyse, ben karnımı doyurayım hele!” demiş. Demiş demesine de, bir de ne görsün, her yer bomboş; tek bir buğday tanesi bile yok.

Fare acı gerçeği anlamış; artık yiyecek hiç bir şeyi yokmuş, etrafında da kimse kalmamış.  “Bütün fareleri doyururken şimdi kendi karnımı nasıl doyuracağım?” diye kara kara düşünmeye başlamış. Üstelik bir de kıtlık zamanıymış. “Keşke bu kadar çok israf etmeseydim de birazını saklasaydım” demiş: ama iş işten çoktan geçmiş.

Bu olayı duyanlar, şu ünlü Ata sözünü dilden dile yaymışlar;

“Haydan gelen Huya gider”

Beydeba’dan Masallar

Bir Cevap Yazın